Bayburt Kalesinde en az 2400 yıllık tapınım alanı keşfedildi

  • 0
    paylaşım
  • 18

İstanbul, İsmayıl Rahimli , İnteraz, 31 Aralık 2018, 11:35

İnterAz'ın arkeolojikhaber'den aktardığı habere göre, keşfedilen açık hava tapınma alanının daha önce kar çukur ya da vaftiz alanı olduğu sanılıyordu.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığınca Bayburt Müze Müdürlüğü başkanlığında 2017 yılında başlatılan ve bu yıl kasım ayında ikinci etap restorasyon çalışmaları tamamlanan kalede, Roma iskanına ışık tutacak yazıt fragmenti ile kalenin kuzey sur duvarı dışında daha önceden tespit edilen ve demir çağına tarihlenen su tünelini destekleyen kutsal alan (açık hava tapınma alanı) bulundu.

 

Bayburt Müze Müdürü ve Bayburt Kalesi Kazı Başkanı Adem Bedir, basın mensubuna yaptığı açıklamada, Bayburt Kalesi'ndeki yerleşmenin kadim tarihinin milattan önce 3 bine kadar indiğinin yazılı kaynaklarda yer aldığını belirtti.

 

Bedir, Bayburt Kalesi ve etrafındaki araştırmalarda kalenin yalnızca savunma amaçlı kullanılmadığı, bulunduğu ticaret yolu üzerinde güvenliği sağlayarak ekonomik yaşamın gelişmesine de katkı sağlayan bir görünüm arz ettiğini anımsattı.

 

İlk Tunç Çağı'ndan itibaren kesintisiz iskana sahip olduğu düşünülen Bayburt Kalesi'nin bulunduğu coğrafi konumdan dolayı eski çağ medeniyetlerince stratejik bir noktada güvenli bir üs olarak tercih edildiğini anlatan Bedir, Bayburt Kalesi sur onarımı restorasyonu çalışmalarına 2005-2006 yılında yapılan birinci etap çalışmalarına ek olarak 2017-2018 yıllarını kapsayacak şekilde yeni bir proje hazırlandığına dikkati çekti.

 

Kilise duvarındaki devşirme taşta latince yazıt fragmenti tespit edildi

 

Kale içerisinde 11. yüzyıla tarihlendirilen kilisede yaptıkları temizlik çalışmalarıyla kilisenin özelliklerinin ortaya çıkartılmasının yanında özellikle kilise duvarında tespit edilen bir yazıtın da Bayburt Kalesi için dikkat çekici olacağını belirten Bedir, şunları kaydetti: "Kilisenin ayakta olan güney duvarında devşirme duvar bloku olarak kullanılmış latince yazıt fragmenti tespit ettik. Bu yazıtın kilisenin orijinal duvarına ve kiliseye ait olmadığı belirgindi. Başka bir yapıdan geldiği aşikar çünkü yazıtlı taşın kullanılış şekli farklı. Normalde karşıdan görmemiz gerekirken yazıtlı taraf alt tarafa gelmiş. Bu yazıtın tercümesini yaptırmak için Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Güray Ünver ile irtibata geçerek bu konuyu mütalaa ettik. Yazıtta yer alan bölümden yola çıkarak hocamızın tahmini yazıtta 'Antoninler Hanedanlığından Antonius Pius'un 16. Egemenlik yılında adandığı' ibaresini tespit etti. Yazıtın tam içeriğini görebilmemiz için yazıtın tamamını görmemiz gerekiyordu. Şu aşamada duvar tehlike arz ettiğinden dolayı içe doğu giden kısmını göremiyoruz. Önümüzdeki yıl kilisede yapılacak restorasyon çalışmaları sırasında gerekli izinler alınarak yazıtlı taş yerinden çıkartılıp duvar içerisinde kalan kısımda yazıtın devam edip etmediği anlaşılacaktır. O zaman daha kapsamlı ve daha kesin bilgiye ulaşılacak."

 

 

Bedir, Bayburt Kalesi'ne ilişkin yazılı kaynaklardan edinilen bilgilerle kale surların tahkim edildiği tarih olarak Doğu Roma İmparatorluğu Dönemi'nde 1. Justinianus dönemine tarihlendirildiğini, bu tarihinde milattan sonra 527-540'lar arasına denk geldiğine dikkati çekti.

 

Vaftiz alanı ya da kar çukurusanılan alan demir çağı tapınım alanı

 

Kiliseyle ilgili yürütülen çalışmalarda, kilisenin doğu tarafında doğul kaya oyularak oluşturulmuş ancak zamanla içerisi toprakla dolu olan, hem halk tarafından hem de yazılı kaynaklarda kiliseye bağlı vaftiz çukuru yada kar çukuru olarak bahsedilen alanlarla ilgili de şu ana kadarki bilinenin aksine yeni bilgilere ulaştıklarını ifade eden Bedir, "Bu çukurların kaynaklarda bahsedildiği gibi bir vaftiz çukuru veya kar çukuru olmadığı, çukurların üzerinde bulunduğu kayalık alanla birlikte düşünüldüğünde Demir Çağı Dönemi'nde (yaklaşık olarak M.Ö. 1200 - M.Ö. 400) dini amaçlı kullanılmış kutsal bir alan (açık hava tapınma alanı) olabileceğini değerlendirdik." ifadesini kullandı.

 

 

Bedir, kesin neticeye ulaşmak adına özellikle bu alandaki çalışmaların kazıdan bağımsız olarak gelecek yıl da Bayburt Müze Müdürlüğünce sürdürüleceğini anlatarak, kaya bloku ve çukurlarla ilgili yine Bayburt Müze Müdürlüğü ekibi olarak bir bilimsel yayın hazırlama aşamasında olduklarını, bu yayınla birlikte kesin bilgilerin ortaya konulacağını sözlerine ekledi.