Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı

İsmayıl Rahimli

redaktor

18 Ocak 2019, 14:20

Bağımsızlık ve özgürlük mücadeleleri her zaman ağrılı ve sancılı olmuştur. Yeryüzünde bulunan neredeyse her halkın tarihinde kanla yazılmış sahifeler muhakkak bulunmaktadır. Bu acılar, beşerin vicdan ve fıtrattan kaynaklanan özgürlük ve bağımsız olma isteklerinin doğal sonucudur. 

 

Azerbaycan, Batı Trakya Türk Cumhuriyeti'nden (1913) sonra, bağımsızlığını ilan eden ilk Türk Cumhuriyetidir. Mehmed Emin Rasulzade önderliğinde 1918 yılında, Rus sömürgeciliğine karşı gerçekleştirilen politik mücadelenin sonucu olarak bağımsız Azerbaycan Cumhuriyet'i kuruldu. Bu bağımsız ülkenin var olma mücadelesi 1920 yılına kadar devam etmiş ve bu tarihte Kızıl Ordu'nun işgali karşısında yenik düşmüştür. Azerbaycan, bu tarihten itibaren Sovyetler Birliğinin bir parçası olarak kalmıştır. Stalin’in, Lenin’in yerini alması ve tüm muhalif sesleri kanlı bir biçimde susturmasından sonra tamamen Rus Şovenizmi’ne teslim olan Sovyetler Birliği 80’lerde çökme sürecine girmiştir. 

 

1980’lerin sonlarına doğru artık Rus Sovyet İmparatorluğu çöküş sürecine girmişti. SSCB Mihail Gorbaçov, imparatorluğu kurtarmanın yolunu bağımsızlık mücadelesi veren cumhuriyetlere gözdağı vermekten geçtiğini düşünmekteydi. Fakat Azerbaycan Türkleri artık mücadelesini ölümle, kanla olsa da gerçekleştirme çabası içerisindeydi. Sokaklar ve caddeler yüzbinlerce göstericiyle doluydu. Azerbaycan’ın bütünlüğü ve bağımsızlığı uğrunda mücadelede özellikle Bakü Devlet Üniversitesi ve Azerbaycan Layiha Enstitüsü talebeleri öncüllükteydiler. 

 

18 Mart’ta Dağlık Karabağ Eyalet Komitesi Plenumu, bölgenin Ermenistan’a bağlanması kararını almıştı. Ermenistan’dan Azerbaycan’ın sınır köylerine sayısız saldırılar düzenlenerek her gün Türklerin öldürülmesine ve rehin alınmasına rağmen TASS Ajansı, tek taraflı olarak gerçekdışı bir tutum sergilemiştir. Amerikan Senatosu, bu toprakların Ermenilere ait olasını tavsiye mahiyetinde Gorbaçov’a bildirmişti. Bütün Batı bir anda her şeyleri ile Ermenilerin yanında yer aldıklarını çekinmeden beyan etmeye başlamıştılar. Bundan cesaret alan Ermeniler her geçen gün baskın ve terör faaliyetlerini, artırdılar. Neticede 250 binden fazla Azerbaycan Türkünü Batı Azerbaycan’dan zorla çıkardılar.

 

Aynı günlerde Bakü’de gergin olaylar yaşanmaktaydı. 14 Ocak’ta Bakü’de, dış güçlerin ve KGB’nin tertiplediği provokasyonlar sonucu bazı grupların şehrin belli bölgelerinde yapılan düzensiz kitlesel yürüyüşleri neticesinde 60 kişi hayatını kaybetmişti. Bakü’de Ermeniler tarafından bir Azerbaycan Türkü, başı balta ile ezilerek öldürülmüştü. Böylece BAkü'de Ermeni ve Azerbaycanlılar arasında gerginlikler arttı. Bu duruma, merkezin emri ile polis ve asayişten sorumlu devlet görevlileri seyirci kaldı. 

 

15 Ocak 1990'da, Azerbaycan, SSCB Yüksek Sovyeti Başkanlığı'nın talep ettiği şekilde NKAO ve diğer bazı bölgelerdeki olağanüstü hal ilanına ilişkin bir kararname çıkardı. Cumhuriyet hükümeti, felç geçirdi. Merkez, Bakü'ye ilave kuvvetler ve ağır ekipman getirmeye başladı. Kalabalık halk, Bakü civarında barikatlar kurmaya başladı. Moskova, olayı kontrol altına almak için SSCB Yüksek Sovyetler Birliği Konseyi başkanı Y.Primakov ve CPSU Merkez Komitesi A.Girenko sekreterliğine gönderildi.

 

Kızıl Ordu Birlikleri harekete geçerek Bakü şehrinin çevresinde konuşlanmış ve saldırı için emir beklemekteydi. 16 Ocak’ta Azerbaycan’da gerginlik son haddine ulaşmış ve AHC aralıksız toplantı, gösteri ve yürüyüşler düzenleyerek hükümeti uyarmaya ve halkın sesini duyurmaya davet etmişti.

 

17 Ocak’ta Bakü’de bir milyonun üzerinde kişinin toplandığı bir miting düzenlenerek “gasp edilmek” istenen halkların istikrarını, ülke düzenini bozanların cezalandırılmalarını, devletin otoritesini kullanarak asayişi temin etmesini istemişti. Nitekim 19 Ocak tarihine kadar meydanı boşaltmayan halkın hür iradeye sahip olma kararlılığı 19 Ocakta doruk noktasına ulaşmıştır. Artık AHC de duruma hakim olmakta zorluk çekmekte ve dalga-dalga akın ederek Azatlık meydan’ına gelen kitleyi kontrol altında tutmaya çalışmaktaydı. 19 Ocak 1990, saat 19-27’de Azerbaycan Devlet televizyonu, SSCB KGB’si tarafından bombalandı ve Azerbaycan halkı o gün Moskova yönetimi tarafından ilan edilmiş olan olağanüstü halden habersiz bırakıldı.

 

Dönemin Eski Sovyetler Birliği Başkanı Mihail Gorbaçov’un sivil halka ateş açması talimatıyla 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece saat 01.00’da Sovyet Ordusu ve Ermeni Taşnakları’nın propaganda kampanyaları doğrultusunda Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de misli görülmeyen kanlı bir katliam gerçekleştirildi.

 

Gece yarısı en modern silahlarla silahlanmış Kızıl Ordu karadan, havadan ve denizden Bakü’ye girerek korumasız halkın üzerine ateş yağdırmaya başlamıştı. Hiç acıma duygusu olmadan ağır silahlarla kadın, çocuk, yaşlı demeden herkese vahşice saldırdı. Önlerine geçen herkes kurşuna dizilmişti. Resmi bilgilere göre 134 sivil vatandaş ve 37 Azerbaycan askeri şehit olurken 770 sivil ve 80 asker yaralanmış 76 kişi AHC fallarından oluşan 400 kişi gözaltına alınarak Rusya’nın çeşitli hapishanelerine götürülmüş, 48 kişi kaybolmuştu.

 

20 Ocak günü her kes yakınlarını ve dostlarını aramak için sabahın erken saatlerinde sokak ve meydanlara inmişti. Bakü ve Sumgayıt’ta Rusların açtığı ateş sonucu delik-deşik edilmiş binalar, Azatlık Meydanı (Geçmiş Lenin) ve XI. Kızıl Ordu meydanında öldürülmüş, tank paletleri altında ezilmiş insanlar, kana boyanmış caddeler akıl almaz ve korkunçtu. Azerbaycan’ın özgürlüğü uğruna mücadele edenler hunharca katledilmiş, Bakü savaş meydanına sokaklar ise kan gölüne dönüşmüştü. Kan rengindeki karanfiller şehitlerin üzerini kırmızı bir örtü gibi örtmüştü.

 

Azerbaycan, bağımsızlığı yolunda kan dökmüş ve bunun olumlu sonucunu da görmüştür. O gecenin şehitleri sayesinde bugün Azerbaycan Cumhuriyeti, bağımsızlığını kazanmış ve bu yolda, Sovyet içerisinde bulunan diğer ülke ve halklra örnek olmuştur. 

 

Umarız, şehitlerin kutlu ismi ve kanı, kıyamete kadar akıllardan ve kalplerden silinmez. Tüm şehitleri bugün rahmet ve minnetle anıyorum. Tüm Türk ve İslam Dünyasının başı sağ olsun.

 

 

Kaynaklar: 

1. Teymur Gasımlı, 1990 “Kara Ocak” Bakü-Yanvar Katliamı, (bilimdili.com sitesi)

2. İrade Nuriyeva, Azərbaycan Tarixi, Bakü 2015

3. İsmayıl Veliyev, Qara Gündəlik: 1990-cı il 20 yanvar hadisələri, Bakü 1997

4. T.T. Veliyev, XIX əsr Azərbaycan Tarixi, Bakü 2009