101 yıl önce Azerbaycan Bağımsız Cumhuriyet'inin kurulması ve feshi

İsmayıl Rahimli

redaktor

28 Mayıs 2019, 12:21

İnterAz'ın araştırmasına göre, Azerbaycan, coğrafi, stratejik ve ticari olarak önem taşıyan yolların üzerinde bulunur. Sahip olduğu maden yatakları, doğal kaynakları nedeniylede birçok halk bu topraklar üzerinde hâkim olmak istemiştir. Azerbaycan toprakları üzerinde gerçekleşen bu mücadeleler hem bu topraklar üzerinde yaşayan insanların başka milletlerin kültürleriyle kaynaşmasını sağlamış, hem de milliyetçilik ve özgürlük duygularını kamçılamıştır. İlk topraklarına yerleşmeye başlayan insanlardan günümüze kadar Azerbaycan aşama aşama, bazen kaybederek bazen kazanarak önemli bir özgürlük mücadelesi vermiştir. 

 

Vermiş olduğu bu mücadelelerden biri de XX. yüzyılın başlarında gerçekleşmiş olan Cumhuriyet kuruluşudur. Yanlış duymadınız, evet, XX. yüzyılın başlarında, daha dünyada doğru dürüst bir Cumhuriyet yapısı yok iken, Mehmed Emin Rasulzade, Azerbaycan Cumhuriyetini ilan ediyor. 

 

Azerbaycan ikiye bölündükten sonra Kuzey Azerbaycan devamlı şekilde yerli halkın Ruslar’la mücadelesine sahne oldu. 1830, 1840 ve 1850’li yıllarda Çarlık Rusyası Azerbaycan’da sömürgecilik amacı taşıyan sosyal ve kültürel müdahalelerde bulundu. 1917 Rus İhtilâli’ne kadar süren dönemde sosyal hayat devamlı buhranlar içinde kaldı. İhtilâlin getirmiş olduğu olumsuz politik hava, Azerbaycan ve Kafkasya’da Sovyet aleyhtarı bir hareketin doğmasına sebep oldu. Karşı harekete katılan Ermeni ve Gürcüler’le oluşturulan Seym meclisinde Azerbaycan Müsâvât Partisi içinde Müslüman grubu teşekkül etti. Bakü’deki yerli bolşevik ve Ermeniler’in yardımıyla Sovyetler’in şehrin egemenliğini ellerine almaları sonucu Seym meclisi dağıldı (Mart 1918). Bundan sonra Müslüman grubu Mehmed Emin Resulzâde başkanlığında Azerbaycan Millî Şûrâsı ismini aldı ve 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilân edildi. Böylece tarihte ilk defa Azerbaycan adıyla bir Türk devleti kurulmuş oldu.

 

Beyanname, Giriş ve 6 maddeden ibaret idi: “Genel seçimle seçilmiş Azerbaycan Milli Şurası bütün insanlara ilan ediyor ki;

 

1. Bugünden itibaren Azerbaycan halkları egemen haklara maliktirler, Güney ve Doğu Kafkasya’dan ibaret Azerbaycan, egemen ve bağımsız devlettir.

 

2. Bağımsız Azerbaycan’ın yönetim biçimi Halk Cumhuriyeti olarak belirlenmiştir.

 

3. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti bütün milletlerle, özellikle komşu olduğu millet ve devletlerle, iyi münasebetler kurmaya azimlidir.

 

4. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kendi sınırları dâhilinde milliyet, din, sosyal durum ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, tüm vatandaşlara medeni ve siyasal hakları vermektedir.

 

5. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ülkesinde yaşayan tüm milletlere serbest gelişmeleri için geniş imkânlar verir.

 

6. Kurucu Meclis çağırılana kadar Azerbaycan yönetiminin başında halk oylaması ile seçilmiş Milli Şura ve onun yanında sorumlu Geçici Hükümet bulunur”

 

Sonra Milli Şura, Hoyski’ye Azerbaycan hükümetini kurması hakkında talimat verdi. Aynı gün Fethali Han Hoyski’nun başkanlığında ilk hükmet kuruldu.

 

Fethali Han başkanlığında kurulan ilk hükümet Osmanlı Devleti ile Batum’da bir antlaşma yaptı (4 Haziran 1918). Bu antlaşmanın 4. maddesi gereği, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin iç ve dış asayiş ve emniyetini düzenlemek ve korumak amacıyla Osmanlı kuvvetleri bölgeye geldi. Nûri Paşa kumandasındaki Kafkasya İslâm Ordusu Ruslar’ın elindeki Bakü’yü ele geçirdi (15 Eylül 1918). Ancak Mondros Mütarekesi’nden sonra (Ekim 1918) Osmanlı kuvvetlerinin Bakü’den çekilmesi üzerine şehri İngiliz kuvvetleri işgal etti (Kasım 1919). Şehrin yer altı ve petrol kaynakları İngilizler tarafından kullanıldı. Bu sırada müttefikler yeni cumhuriyeti resmen tanıyarak ilişkilerini bu düzeyde sürdürdüler. 27 Nisan 1920’de Azerbaycan’ı işgal eden Kızıl Ordu parlamento ve hükümeti feshederek Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ne son verdi ve 28 Nisan’da Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. İki yıl sonra (12 Mart 1922) Transkafkasya Sovyet Federal Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir üyesi olan Azerbaycan, daha sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni oluşturan on beş cumhuriyetten biri haline geldi (5 Aralık 1936). 

 

18 Mayıs 1918 yılında Azerbaycan'da meydana gelen Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 23 ay ömür sürmüş, M. E. Resulzade'nin liderliği ile demokrasi yolunda bir çok sosyo-kültürel ve ekonomik problemleri gerçekleştirebilmiştir. Bu dönemde bütün vatandaşların eşit hukukIara sahip olmaları, dili, dini, cinsiyeti, milliyeti fark etmeksizin ülkenin yönetilmesinde iştirak edebilmeleri, ifade özgürlüğü, basın ve vicdan özgürlüğünden istifade edebilmeleri temin edildi. Devlet Üniversitesi'nin açılışı (1919), yaklaşık 100 ögrencinin ögretim için Avrupa üniversitelerine gönderilmesi, aynı zamanda bir o kadar ögrencinin de İstanbul'a gönderilmesi kararı, devletin eğitime, kültüre ne kadar büyük önem verdiğini gösteriyordu. Aynı zamanda cumhuriyet döneminde milli adet-ananelerde her zaman dikkat merkezinde olmuş, Nevruz Bayramı gibi bir milli bayramın 'Kurtuluş Bayramı' adı altında kaydedilmesi, bu münasebetle ordunun bile resmi geçit töreni ile geçmesi, Nevruz'un genel halk bayramı gibi tantanalı bir şekilde kutlanılması cumhuriyetin demokrasi yolundaki olumlu adımlarını kanıtlamakta idi.

 

Tüm bunlara rağmen 1918’de cumhuriyetin kurulması Azerbaycan Türklerinin ulus inşa sürecinde birkaç açıdan son derece olumlu sonuçlar doğurmuştur.

 

a) Öncelikle cumhuriyetin kurulmasından önce Azerbaycan Türklerinin milli devlet kuruluşunu engellemek, ülkesini taksim etmek, başkentine özel statü vererek doğrudan Rusya’ya bağlamak politikası ve planları önlenmiş oldu.

 

b) Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin kuruluşu ümmet anlayışını terk ederek millet anlayışını benimsemiş toplumun ulus inşa sürecinin zirve noktası ve nihai aşaması idi. Bu sayede on yıllar boyunca devam etmiş milli kimlik şuurunun şekillenme süreci Azerbaycan Türklerinin kimlik idrakini bağımsız milli devlet kurmak yoluyla koruma altına alınmış ve olgunlaştırılmıştır. Bu süreç hem ırk ve hem dini kökene dayalı kimlik unsurlarından ayrıştırılarak millet kavramının şekillenmesi ve milli sınırlar içinde bir bağımsız devlet kurulması yoluyla Azerbaycan Türklerinin millet kavramının tasdik edilmesi, duyurulması ve dünya milletler topluluğunca kabul edilmesi süreci olmuştur. Bu hususun, cumhuriyetin kurucularından olmuş Mehmet Emin Resulzade’nin düşünce eserleri üzerinde açığa kavuşturulmasında fayda vardır. Resulzade o dönemdeki birçok Türk aydını gibi ümmet ve millet kavramlarının yanlış olarak özdeşleştirildiği konusunda uyarıda bulunarak, bu yanlışlığı yazılarında somut bir dille eleştirmişti. O 1914-1916 yılları arasında Dirilik dergisinde milletin bilimsel tanımını yapmış Resulzade; hatta “yüksek eğitim almış, kültürel hayat ve medeni memleketler görmüş” kişilerin “hangi millettensiniz” sorusuna “Müslümanım” diyerek cevap verdiğini, bu cevabın uygun bir cevap olmadığını yazmaktadır. Hâlbuki söz konusu kişi bir Rusa “tı iz kakoy natsii” sorusunu sordukta “xristianin” cevabını alırsa bu cevabı gülünç bulacak, aynı zamanda cevap veren şahsı cahillikle suçlayabilecektir. Bu örnekle o, “ümmet” kelimesiyle “millet” kelimelerinin farkının birbirinden ayrılmadığına işaret etmektedir. Resulzade’ye göre “kavmiyet-narodnost” sadece nesil ve dil birliğini; “milliyet-natsyonalnost” dil ve kültür birliğini ve “millet-natsiya” da kültür ve milli diriliğin idrak edilmesi sayesinde ortaya çıkar. Resulzade’nin dil konusundaki görüşleri de pragmatik ve gerçekçidir. O edebi dil meselesinde “Osmanlıcayı tüm Türkler için ortak dil” olarak kullanmayı öneren Ali Bey Hüseyinzade’yi desteklemiyordu. Resulzade’ye göre Osmanlı Türkçesi diğer Türk şivelerinden daha ziyade Arapça ve Farsça kelimelerin, yabancı sözlüklerin istilası altındadır. Türkiye’de siyasi kapitülasyonlar olduğu gibi Türkçede de edebi kapitülasyonlar vardır. İlerleyen dönemlerde Türkiye’de dil politikaları konusunda devrimci yaklaşım ve uygulanan politikalar Resulzade’nin bu anlamda sağlam tespit ve değerlendirmelerde bulunduğunu tasdik etmiştir. Resulzade hem İslam birliği hem de Türk birliği konusunda gerçekçi bir bakış açısına sahiptir. Resulzade’ye göre Müslümanlar arasındaki “İttihat-i İslam” (İslam birliği) olarak öngörülen birlik hayal ve ütopyadır. Müslüman olarak tüm Türk, Fars ve Arapların bir birlik halinde birleşmeleri arzu edilen bir haldir. Ama bu birlik “ittihat” değil “ittifak” şeklinde olacaktır. Yani Müslümanların öncelikle birer millet ve devlet haline gelmeleri gerekir. Aynı şekilde “yeni Turan”ın da medeni birlik üzerinde kurulacak ve birer Türk devletlerinin federasyonu şeklinde anlaşılması gerekir. Görüldüğü gibi Resulzade ‘Türk Birliği’ kavramını tüm Türk halklarının tek bir devlet çatısı altında bir araya gelmesi şeklinde değil, milli bağımsızlık mücadelesi için eşit haklara sahip üyelerin ittifakı olarak görüyordu. Bu yaklaşım Azerbaycan Türklerinin ulusal kimliğinin tasdiki için, milli devlet inşası için yeni bir orijinal konsept hazırlamasına olanak sağlamıştır

 

c) Cumhuriyetin kuruluşu Azerbaycan Türklerine kısa süreliğine de olsa bağımsızlığın yanı sıra demokratikleşme tecrübesini de yaşama fırsatı sundu. Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin kurucuları iç ve dış baskılar ve dönemin ağır şartları altında bir diktatörlük eğilimi veya pazarlığı içinde bulunmadılar. Siyasi, sosyal ve kültürel hak ve özgürlükler, devlet iktidarının örgütlenmesi, kuvvetler  Ömrünün kısa olmasına rağmen, bugün de Azerbaycan'ın sahip olduğu milli, manevi ve kültürel değer sembollerinin birçoğunun temeli bu 23 aylık kısa dönemde atıldı. ayrılığı vs. konulardaki kararları demokrasi, yüksek temsil oranı ve dönemin ilerici hukuk ilkeleri çerçevesinde alınıyordu. Bu anlamda Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Azerbaycan Türklerinin siyasi şuurunda demokratikleşme ve demokratik hukuk devleti kurma tecrübesi açısından da çok önemli (fakat kesintiye uğramış) bir aşamadır.

 

d) Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin kurulması sayesinde ilerleyen dönemlerde Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Sovyetler Birliğini oluşturan çok katmanlı ve karmaşık yapı içinde statüce en üst düzeyde yer alan “birlik cumhuriyeti” olabildi. Bu statüde bulunması Azerbaycan dil ve kimlik konusunda mümkün olduğu kadar koruyucu davranma fırsatı yakalamış bulunuyordu. Sovyet eğitim sistemi çerçevesinde milli kimliği ön plana çıkaran, Türkçenin (daha sonra “Azerbaycan Dili”nin) korunması ve geliştirilmesi, ideolojik kalıplara sıkıştırılmasına rağmen bir bağımsız milli tarih eğitiminin verilmesi gibi hususlar millet şuurunun olabildiğince canlı tutulması açısından etkili sonuçlar doğurmuştu.

 

Sonuç

 

Yirmi üç ay yaşamış cumhuriyet Azerbaycan Türklerinin siyasi tarihinin en önemli olayıdır. Bu olay siyasi tarih, demokratikleşme, insan hakları ve bağımsızlık değerleri açısından sadece geçmişle değil, aynı zamanda günümüz ve gelecekle doğrudan bağlantılıdır. Bugün dünya devletleri topluluğun bir üyesi olan Azerbaycan Cumhuriyeti hem manevi hem de hukuki anlamda Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin (1918-20) devamıdır. Bu anlamda 1920-90’lı yıllardaki Sovyet idaresinde bulunması Azerbaycan Türklerinin milli devlet olgusunu tasfiye etmemiştir. Bu süreç, bağımsız devlet tarihinin yetmiş yıllık kesintisi ve milli kimlik inşasında bir gerileme ve mücadele dönemi olarak görülebilir. Azerbaycan aydınlarının siyasi düşünce hayatı üzerinde kurulmuş baskı, şiddet ve tasfiye politikalarına karşı Azerbaycan siyasi muhaceretinin mücadelesi kesintisiz devam etmiştir. Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin tarih sahnesine çıkması Azerbaycan Türklerinin millet olgusunun bir tasdikidir. Bu tasdik sayesinde yetmiş yılı kapsayan baskı ve sindirme döneminde kimlik şuuru görece canlı tutulmuş ve tamamen yok edilememiştir. Bundan ilave, Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin bir demokratik devlet olma niteliği bugünkü toplum ve rejimin bu milli devlet, siyasal kültür ve demokratikleşme unsurları bağlamında ve meşru bir şekilde sorgulanması, değerlendirilmesi ve olgunlaşması açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Kaynaklar:

-Ziya Musa Buniyatov, "Azerbaycan",  Diyanet İslam Ansiklopedisi (DİA), IV, 322-324

-Hacer Göl, "Geçmişten Günümüze Azerbaycan", Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C. 5, S. 1, 153-170

-Ramiz Ağayev, "M. Emin Resulzade ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti (28 MAYIS 1918)", Ankara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S. 15, 361-363

-Selma Yel, "Azerbaycan Cumhuriyeti Devleti'nin Kuruluşunda Türkiye'nin Yardımları İlhak Amacına mı Yönelikti?", Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Ensitüsü Atatürk Yolu Dergisi , S. 24, 563-578

-Ali Asker, "Azerbaycan'da Ulus İnşasının Onay Aşaması (1918-1920) ve Önemi Üzerine Bazı Tespitler", Researchgate akademik sitesi, Ocak 2015